Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunlari ve Mensuplari Forumu
Duyurular: Forumda { Takdir Puanı } Sıralaması [ MAYIS 2012 ]
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 25 Mayıs 2012, 02:38:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Forumu - www.bursaihl.com

bursaimamhatip adlı kişiyi Twitter'da takip et - Paylaş
www.bursaihl.com Bursa İmam Hatip Liselerinin resmi web sitesi değildir.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Oynat Uğurcuğum, oynat!..  (Okunma Sayısı 132 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
S ü L h @ N
[ Kaymakam ]
****

Puan : 55
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.098



« : 22 Aralık 2006, 17:23:13 »

Hasan Karakaya 20.12.2006

Oynat Uğurcuğum, oynat!.. Tesettüre gel, tesettüre! Hasan Karakaya


Uğur Dündar’ı; hiç bu kadar “panik” içinde, hiç bu kadar “agresif” ve hiç bu kadar “ağlamaklı” görmemiştim... “Foya”sını ortaya çıkaranları sanki dövecek gibi “agresif” ve suçüstü yakalanmış olan bir insanın paniği içindeydi!.. İşin tuhaf tarafı, elinden “oyuncağı” alınmış bebekler kadar da “ağlamaklı”ydı!..


Dedim ya;
“Hep tepeden bakan” bir insan görüntüsü veren Uğur Dündar’ı hiç bu kadar “çaresiz”, hiç bu kadar “perişan” ve “aciz” görmemiştim... Önceki akşamki “Arena” programında “karmaşık duygular” içindeydi!.. Kâh “öfkeli”ydi, kâh “teşekkür” ve “özür” bekleyen bir “mağdur” rolünde!..

“TESETTÜR”LE İLGİSİ NE?
Olay, malûm...
Uğur Dündar ve ekibi, “tam bir ay önce” meydana gelmiş bir olayı “araştırdılar”(!), “soruşturdular”(!) ve bir “doktor ihmali”ni ortaya çıkardılar!..
Konya Numune Hastanesi’nde, 16 yaşındaki Ali Faruk G. adlı çoban bir genç, “doktor ihmali” sonucu “testis”lerinden birini kaybetti!..
Bunun “1 ay sonra ortaya çıkarılmış olması” bile elbette bir “gazetecilik” başarısı!..
Ancak, soru şu:
“Bu olayın tesettürle ilgisi ne?..
Bu olayda, bayan radyologların rolü ne?”

İşte burada, Uğur Dündar’a; “Oynat Uğurcuğum!.. Oynat da, şu filmi başa sar!” deyip, olayın bam teli olan o başlığa, evet Hürriyet’teki “Tesettür Faciası” başlığına gelmek lâzım!..
Hürriyet’in, 1. sayfada “Testis diye çekmediler” şeklinde, iç sayfada ise tam 9 sütuna “Tesettür faciası” başlığı ile sunduğu haberin spotunda aynen şöyle deniliyordu:
“Konya’da tesettürlü iki kadın doktor, testisleri şişen 16 yaşındaki gencin ultrasonunu çekmedi... Ameliyat geciktiği için, gencin bir testisi alındı!”

Şimdi, gelin, bir “Uğur Dündar Prodüksiyon” olan filmi kare kare inceleyelim ve bu olayda “araştırmacılık” mı yapılmış, yoksa “gerilim çıkarmaya” yönelik bir “karıştırmacılık” mı, tek tek görelim...
Uğur Dündar, önceki akşam yayınlanan Arena’da diyordu ki;
“Ben, haberimi Opr. Dr. Celal Tütüncü’nün raporuna dayandırdım! İşte rapor elimde!..”
Doğru... Dr. Celal Tütüncü’nün böyle bir raporu var!.. Ancak, o raporda; “bayan doktor”dan söz edilse de, “tesettür” ifadesi geçmiyor!.. Peki, Hürriyet, 9 sütuna attığı “Tesettür faciası” başlığını nereden yumurtladı?..
Haa, bayan doktorlar özel hayatlarında, yani hastane dışında “tesettürlü” olamazlar mı?..
Elbette olabilirler!..
Bu da, hiç kimseyi ilgilendirmez!..

DR. TÜTÜNCÜ’YÜ NİYE ARAŞTIRMADINIZ?
Peki, sormak lâzım değil mi;
Bayan doktorların “özel yaşantı”larını araştırıp, onların “tesettürlü” olduklarını ortaya çıkaran Bay Dündar; biraz da o raporu yazan Opr. Dr. Celal Tütüncü’yü araştırma gereğini acaba niye duymadı?..
Eğer araştırsaydı, görürdü ki;
Dr. Celal Tütüncü, 3 Kasım 2002 seçimlerinde “AK Parti’den milletvekili adayı” olmak istemiş!.. Bu talebi geri çevrilince, “O zaman” demiş; “Beni Konya Numune Hastanesi’ne başhekim yapın!”
O da reddedilince; “kuyruk acısı” başlamış ve her tarafını “intikam hırsı” bürümüş!..
Öyle bir “hırs” ki; gözleri, o hırsla “kör” olduğundan, “nöbet çizelgesi”ndeki “doktor”ların kimler olduğunu bile
görememiş!..

Çünkü efendim;
Olayın meydana geldiği 13 Kasım 2006 tarihinin saat 18.17’sinde; hastanede “bayan radyolog” yoktur!.. Onların mesaisi “17 dakika önce” bitmiş ve evlerine gitmişlerdir!..
Yani, o saatte “ultrason çekmeleri” mümkün değildir!..
Çünkü, “hastanede değiller”dir!..
Durun, dahası da var:
13 Kasım 2006 günü, “icapçı doktor” olarak görevli olan; Dr. Ayşe Yüce Aktaş değil, Dr. Levent Kaya’dır!.. Yani, “acil bir vak’a” durumunda, ona “telefon” edilmesi ve onun “ultrason çekmesi” gerekmektedir!..
Ne var ki;
“Milletvekili adayı” yapılmayan, “hastane başhekimliği” talebi de geri çevrilen Opr. Dr. Celal Tütüncü, o günkü “icapçı doktor”un Levent Kaya olduğundan bile habersizdir!.. Kendisine “telefon” da açmamıştır!.. Eğer Levent Kaya’yı arayıp, “Bu gencin ultrasonunun acilen çekilmesi gerekiyor” deseydi, belki de Ali Faruk G. adlı gencin “testis”i hiç alınmayacaktı!..
Özetle söyleyecek olursak;
Opr. Dr. Celal Tütüncü, bünyesini saran “intikam hırsının kurbanı” olmuş ve “görevini ihmal” etmiştir!.. “İhmalini örtbas” etmek için de “Uğur Dündar’ı kullanmaya” kalkışmış, ancak “Vakit duvarı”na çarpmıştır!..
Eğer Vakit devreye girip de “olayın arka plânı”nı araştırmasaydı, “tesettür faciası” palavrası, kafalara kazınacaktı!..

DOKTOR-GAZETECİ HIRSI ÖRTÜŞÜNCE!
Yalnız, benim merak ettiğim şu:
“Uğur Dündar; araştırmacı gazetecilik haberlerini, hep böyle tek kaynağa dayanarak, yarım yamalak mı yapıyor?”
Bu nasıl “araştırmacı-soruşturmacı gazetecilik”tir ki, “tek kaynağa” dayanıp diğer insanlara “çamur” atarken, “suçlayan ve suçlanan” insanları araştırma gereği duymuyor?..
Bay Dündar; eğer araştırsaydı, görürdü ki;
“Elimde raporu var” dediği ve başkaca da hiçbir kaynak gösteremediği Dr. Tütüncü, hem de bu yıl içinde, evet 6 Haziran 2006 tarihinde “uyarma cezası”na çarptırılmıştır!..
Bayan doktorların “tesettürlü” olup olmadıklarını araştıran Bay Uğur Dündar, acaba; Dr. Celal Tütüncü’ye verilen bu “uyarı cezası”nı niye görmezden geldi?!?
Yoksa, o takdirde,
Olay, sıradan bir “hastane ihmali” olarak kalacak ve 9 sütuna “Tesettür faciası” başlığı atılıp da, “bir yerlere mesaj” verilemeyecek miydi?..
Demek oluyor ki;
Dr. Tütüncü’nün “AK Parti’den intikam hırsı” ile Hürriyet’in “başörtülülerden intikam hırsı” örtüştü ve ortaya böyle bir “işbirliği” çıktı!..

HASTANEDE OLMAYAN BİR DOKTOR
NASIL “ULTRASON” ÇEKEBİLİR Kİ?
Ancak, baltayı taşa vurdular!..
Zira;
“O günkü olayla hiçbir ilgisi olmayan”, yani “hasta ayrımcılığı” yapmasına imkân ve ihtimal bulunmayan “radyoloji” uzmanı Dr. Ayşe Yüce Aktaş’ın; Dr. Celal Tütüncü’nün iddia ettiği gibi; “hasta, erkek olduğu için testis ultrasonunu çekmemesi” tamamen palavradır!..
Çünkü, biraz önce dediğim gibi; Ayşe Hanım, o saatte hastanede değildir!.. Dolayısıyla, “Sen erkeksin, senin testis ultrasonunu ben çekemem” demesi mümkün değildir!..
Bay Uğur Dündar, eğer “önyargılı” davranıp, sadece “Dr. Tütüncü’nün hırs ürünü raporu” ile yetinmek yerine, “hastane kayıtları”na da bakmış olsaydı, görürdü ki;
Dr. Ayşe Yüce Aktaş’ın, sadece 2006 yılı içinde; evet 2 Mart, 12 Nisan, 7 Ağustos ve 7 Ekim 2006 tarihlerinde “erkek hastaların ultrason çekimini yaptığını” görürdü!..
Demek ki, “hırs”ları, gözlerini kör etmiş!..
Dr. Celal Tütüncü “taleplerinin geri çevrilmesi” hırsıyla, Bay Uğur Dündar da “tesettür aleyhtarlığı” hırsıyla, “gerçek”leri görememişler!..
Dr. Tütüncü, “icapçı doktor”un kim olduğunu, Bay Dündar da “hastane kayıtları”nı göremeyecek kadar “kör”leşmiş!..
Sadece “hastane kayıtları”nı değil, kendisine “kaynak” olarak gösterdiği Dr. Tütüncü’nün; “hem de ameliyattan 2 gün önce hastayı muayene ettiğini, ancak ultrasonu daha sonra istediğini” de görmemiş, araştırmamış!..

SADECE 36 DAKİKA YETERDİ!
İşin özü ve özeti;
Bay Dündar, “Dr. Tütüncü’nün, kendi ihmalini örtbas çabası”na alet olmuş!..
Hiç ilgisi olmadığı halde, işin içine “tesettür” de sokulunca, “balıklama” atlamış!..
Peki; atlamış da, rahatlamış mı?..
Hayır!.. Resmen ve alenen “rezil-kepaze” oldu!..
Eğer “rezil” olmamış olsaydı, böylesine “süngüsü düşmüş” ve böylesine “ağlamaklı” olmazdı!..
Hele hele; “teşekkür beklerken, suçlu ilân edildim” demezdi!..
Evet, evet; “özür bekliyorum” derken agresif, “teşekkür bekliyorum” derken ağlamaklı bir ruh hali yaşamazdı!..
Kim ne derse desin, fena halde “tonga”ya düştüler!.. Aynen, daha önceki “mini etekli kızı diri diri yaktılar” palavrasında olduğu gibi!..
Uğur Dündar, şimdi kalkmış; “36 yıllık gazeteci” olduğunu söylüyor!..
“36 yıllık gazeteci” olmak bir meziyet değil ki!..
Eğer “36 dakikalık bir araştırma” yapsaydın, olayın “tesettür”le hiçbir alâkasının olmadığını görür ve “sicilleri tertemiz” bayan doktorlara “çamur” atmaya yeltenmezdin!..
Ama, ahh, o körolasıca “önyargı” yok mu?!?
İşte o, insanların gözünü “kör” ediyor!..
Hele buna; bir de “yaşlılık” eklenince!..
O zaman, “gözlük” de kâr etmiyor!..
Logged


                             ÖLüM SoN DeĞiL DaHa MaHKeMe VaR..
TeVaFuK
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 10 Ocak 2007, 23:53:03 »

paylaşım için teşk.ler
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: