Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunlari ve Mensuplari Forumu
Duyurular: Bursaihl.com Altın Öğütler
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 25 Mayıs 2012, 02:21:16


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Forumu - www.bursaihl.com

bursaimamhatip adlı kişiyi Twitter'da takip et - Paylaş
www.bursaihl.com Bursa İmam Hatip Liselerinin resmi web sitesi değildir.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cami Adabına Dair  (Okunma Sayısı 89 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
iRFaN
İrfan ERDEN (2000/11-A)

{ Vezir }
***

Puan : 306
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4.230


Ya olduğun gibi görün! Yada göründüğün gibi ol!


« : 14 Aralık 2011, 11:50:53 »

Her Cami, Mescid-i Haram’ın bir şubesidir. Camilerde ibadet ve bu kutsal mekânlara giriş çıkış, belli kurallar içinde olmalıdır.



Hem camiler temiz tutulmalı hem de camilere gidenler temizlik kurallarına uymalıdırlar. Cami cemaati beden, elbise ve ağız temizliğine özen göstermelidir.

Camiler, secde edilen yerler oldukları için, ayak ve çorap temizliği de son derece önemlidir.

Camiye girmeden önce, varsa, cep telefonu ya sessize alınmalı veya kapatılmalıdır.

Camiye girerken ayakkabılar, kapının önüne bırakılmamalı, tahsis edilen yerlere konmalıdır.

Ayakkabılar kapının önüne bırakıldığında, camiden çıkarken ayakkabıları yere koyup giymede zorluk yaşanır. Ayakkabılar temiz tutulmalı, özellikle altlarına düşebilecek çamur ve çöp gibi şeylerin yapışmış olmamasına dikkat edilmelidir.

Ayakkabı, galoş veya poşet gibi bir şeyin içine konursa elbette daha iyi olur. Ancak bu durumda bir kere kullanılan galoş veya poşet bir daha kullanılmadan çöpe atılmalıdır. Aksi takdirde daha önceki ayakkabının kirini taşıyan galoş veya poşet, atılmadan birkaç kere kullanırsa hem onu yeniden kullanan kişilerin ellerini hem de ayakkabılarını kirletir. Bu durumda sebep olunan kirlilik, sağlanmaya çalışılan temizliği gölgede bırakır.

Camiye ıslak ayaklarla girmemek gerekir; bu, hem kişinin kendi sağlığı hem de diğer insanların sağlığı açısından ciddiye alınması gereken bir husustur.

Caminin içinde yer varken caminin dışında saf tutmak yanlıştır.

Namazdan önce, varsa, camide Kur’an okuyan veya vaaz veren kişiler, ezan ile birlikte yaptıkları işe son vererek cemaatin ezanı dinlemesine fırsat vermelidir. Böylece hem ezanı dinleme ve içinden tekrar etme sünneti yerine getirilmiş olur hem de toplumda ezanı dinleme alışkanlığı ve kültürünün oluşmasına katkı sağlanır.

Camide boş yer varken avluda, avlu henüz dolmadan sokakta imama uymak doğru olmaz.

Camiye giren kişi, arka taraflarda oturmak yerine ön taraflarda boş bulduğu yere oturmalıdır. Ayrıca camiye giren kişinin, ön tarafta boşluk varken, arka tarafta namazın sünnetini kılmaya başlaması, ön tarafa geçecekler için zorluğa neden olur.

Camiye girildiğinde, müezzin kamet getirmeye başlamışsa, kametin bitmesini ayakta beklemeyip oturmak ve sırası geldiğinde cemaatle birlikte ayağa kalkmak daha uyundur.

Camiye geç giren kişinin, sıra farz kılmaya gelince, sanki kendisinin bir ayrıcalığı varmış gibi, kalabalığı yararak ön saflara geçme gayreti içine girmesi yanlıştır.

Bazı kişilerin, imamın tam arkasında durma hak ve şerefi kendilerine aitmiş gibi davranmaları da doğru değildir. Mümkünse imamın arkasında, yanılması halinde ona doğruyu hatırlatabilecek birilerinin durması iyi olur. Ancak bu bilgiye sahip olan kişiler bile kendilerine yer tahsis edilmesini beklemeyip namaza erken gelmelidir. Ön saflarda yer almak, namaza erken gidenlerin hakkıdır.

Camide namaza başlanmasını beklerken ve tesbihat sırasında sağlığı yerinde olanlar dizüstü otururlar, ihtiyaç duyanların bağdaş kurarak oturmalarında da sakınca yoktur. Ancak dizleri dikerek veya bir yere dayanarak oturmak, cami adabıyla bağdaşmaz.

Vaaz veya hutbe dinlerken bazılarının, iyilik olsun diye, ceplerinden esans/güzel koku şişesi çıkarıp çevrelerinde oturanların ellerine sürmeleri, sonra şişeyi başkalarına verip onların da kendi yanlarında bulunanlara ikram etmelerini istemeleri ibadet ciddiyetiyle bağdaşmaz.

Vaaz dinlerken ve özellikle hutbe sırasında başkasıyla konuşmak veya uyuklamak yanlış davranışlardır.

Camide otururken veya ibadet sırasında parmakları çıtlatmak da yanlıştır.

Namaza duracak kişi, ceket ve palto gibi üzerinde bulunan dış elbiselerinin düğmelerini iliklemeli, dağınık bir görüntü vermekten kaçınmalıdır.

Namaz kılan kişinin gözlerini gereksiz bakışlardan sakınması gerekir. Bunun için kıyamda iken secde yerine, rükûda iken ayaklarının üzerine, otururken kucağına ve selam verirken omuz başlarına bakması uygun olur. Mescid-i Haram’da Kâbe’yi görecek bir yerde namaz kılan kişinin bakışları ise Kâbe’de olmalıdır.

İmama uyan kişi, rükû ve secdeye imamdan önce varacak şekilde acele etmemelidir.

Secdeye varırken dizlerinden önce iki elini öne koymak şık olmaz. Ayrıca secdeye vardıktan sonra ayağa kalkmakta zorlanan kişi, iki elini önüne koyup destek almak yerine, sadece sağ elini yan tarafına koymak suretiyle ayağa kalkmalıdır.

Sağlıkları, namazlarını kıyam, rükû ve secde yaparak kılmaya müsait olmayanlar, oturarak namaz kılabilirler. Ancak sandalye ve benzeri bir yere oturma yerine, yere oturarak namaz kılmak daha uygundur. Sağlığı, yerde oturmaya da müsait olmayan kişi, sandalyede oturabilir. Bu şartlarda namaz kılanların, cemaatin dikkatini celp etmemek için safların arasına dağılmak yerine, yan taraflarda veya arka safta yer almaları daha uygun olur.

Farz namaz bitirilip, müezzin tarafından, “Allahümme entesselam…” diye başlayan dua cümlesi de okunduktan sonra, camide yer varsa saflar bozulur, son sünnet yeni bir yerde kılınır; son sünnet yoksa tespihat için yeni bir yerde oturulur. Böylece farz ile sünnetin arası ayrılır ve camiye sonradan girenler, farz kılınmadığının farkına varırlar.

Namazın son sünnetlerini kılan kişi, kendisi ile arka duvar arsında, dışarı çıkmak isteyenlerin geçmesine yetecek ölçüde bir boşluk bırakmalıdır.

İmam, tespihattan önce cemaate dönmek için ayağa kalkıp yeniden oturmalı, oturduğu yerden dönmemelidir.

Tespihat için oturulunca, imamın yanındaki tespihleri ön safta oturan cemaate fırlatması gerekli ve şık değildir; tespihi bulunmayan kişi, parmak mafsallarını kullanarak tespihat getirebilir.

Namazın sonunda otuz üçer kere “Sübhanellah”, “Elhamdülillah” ve “Allahuekber” derken acele edilmemeli, her kelime tam olarak telaffuz edilmelidir; camideki müezzin de bu kurala uymalı, böylece cemaatin tespihat getirirken acele etmesine sebebiyet vermemelidir.

Eller duaya kalktığında, cemaatin içinden geçen duaları yapabilmesi için, makul bir süre beklendikten sonra Fatiha suresi okunmalıdır.

Camiden çıkarken sabırsız davranmamak ve kapıda sıkışmaya meydan vermemek gerekir.

Camiden çıkmakta olan kişi, ayakkabılarını gürültü ve toz çıkaracak şekilde yukarıdan yere atmamalı, elleriyle giyeceği alana yaklaştırıp yavaşça indirmeli ve çevrelerini rahatsız etmeden giymelidir.

Camiyi ziyaret edecek kadın ve erkeklerin namazda uyulması gereken, örtülmesi icap eden yerleri örtme (setr-i avret) şartını yerine getirmeleri gerekir. Bu hususa riayet etmek için, bir görevlinin hatırlatmada bulunması gerekmemelidir.


Ali BOZKURT
http://www.diyanethaberler.com/yazar/cami-adabina-dair-793.html
Logged

TATYANA
[ Mülâzımı Sânî ]
**

Puan : 59
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 266



« Yanıtla #1 : 14 Aralık 2011, 22:17:26 »

 aro
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: