Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunlari ve Mensuplari Forumu
Duyurular: 30 Gönüllü Hatim Programı Başlıyor
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 25 Mayıs 2012, 01:00:58


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Forumu - www.bursaihl.com

bursaimamhatip adlı kişiyi Twitter'da takip et - Paylaş
www.bursaihl.com Bursa İmam Hatip Liselerinin resmi web sitesi değildir.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı İmparatorluğu ile son buldu  (Okunma Sayısı 295 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
iRFaN
İrfan ERDEN (2000/11-A)

{ Vezir }
***

Puan : 306
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4.230


Ya olduğun gibi görün! Yada göründüğün gibi ol!


« : 26 Haziran 2011, 11:31:11 »

Osmanlı İmparatorluğu son dünya düzeni olduğu için dünyanın yeniden şekillendiği son yıllarda hiç gündemden düşmüyor...



Erhan AFYONCU'nun yazısı

Osmanlı İmparatorluğu son dünya düzeniydi

Amerikan Newsweek dergisinde Tarihçi Niall Ferguson tarafından "Ortadoğu'nun Bir Sonraki İkilemi" başlığıyla kaleme alınan makalede, 'Türkiye'nin kaslarını esnettiği bu dönem ardından yeninden canlanmış bir Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşabiliriz" yorumu yapıldı. Tam imparatorluktan ayrılan ülkelerle tekrar yakınlaştığımız bir dönemde Araplar'ı manipüle edebilecek bir yazı da olsa bu makale bir gerçeğe parmak basıyor. Yıllarca görmediğimiz, unutmak istediğimiz, küçümsediğimiz Osmanlı İmparatorluğu'nun izleri her alanda devam ediyor.

Osmanlı'yı keşfettik

1990'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra dünya yeniden şekillenmeye başladı. Dünyanın yeniden şekillendiği bu dönemde Amerika ve Türkiye Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden keşfetti. Amerika kendi yeni dünya düzenini kurmaya çalışırken Kafkaslar'dan Balkanlar'a, Ortadoğu'dan kuzey Afrika'ya her yerde karşısına Osmanlı İmparatorluğu'nun izleri çıktı. Emperyalistlerin bütün çabalarına rağmen Osmanlı'nın izleri silinmemişti.

Yönünü Batı'ya çevirip, asırlarca hükmettiği ülkelere bakmayan Türkiye de bu dönemde Osmanlı geçmişini yeniden keşfetti. 1999'daki 700. yıl kutlamaları tarihimizle barışmamızın dönüm noktası oldu. Bosna, Kosova, Makedonya gibi birçok ülkede problemler ortaya çıktıkça Türkiye bu bölgelere yardım eli uzatmaya başladı. Batı ise Osmanlı canlanıyor diye bu ülkeleri bizden uzaklaştırmaya çalıştı. Bu bölgelerde fazla bir nüfusa ve siyasi ağırlığa sahip olmayan devletlere samimi olarak yardım edecek Türkiye'den başka ülke de yok.

Modern dünyayı şekillendirdi

Osmanlı İmparatorluğu denilince her şeyiyle tarih olmuş, gitmiş; ondan günümüze bir şey kalmamış gibi düşünülür. Ancak 600 yıldan fazla bir süre dünyanın en önemli coğrafyasında hakimiyet kuran ve iki büyük imparatorluktan birisi olan Osmanlı İmparatorluğu bugünkü dünyanın oluşmasındaki en önemli aktörler arasındadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun bugünkü dünyanın Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu gibi en problemli üç bölgesinin de içinde olduğu çok geniş topraklar üzerinde 600 yıl süren hakimiyetinin günümüze tesiri çok büyüktür. Osmanlılar'ın izlediği siyasi ve dini politikalar günümüz modern dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Asırlarca Osmanlı idaresi altında bulunmuş ülkelerin pek çok karakteristiği de bu dönemde şekillendi. Budin'den Basra'ya kadar uzanan bölgedeki dini ve etnik gruplar Osmanlı idaresi altında oluştu. Osmanlı mimarisi ve şehircilik anlayışı, hakimiyeti altındaki birçok yerde şehirlerin şekillenmesinde önemli tesirlerde bulundu. Nitekim 2003'te bir makale kaleme alan David Fromkin bu gerçeği, "Başkan Bush'un bazı bölümlerini değiştirmek istediği Ortadoğu'nun çoğu karakteristiğinin 500 yıllık Osmanlı idaresinde şekillendiği açıkça görülüyor" şeklinde ifade etmişti.

30'a yakın devlet

Osmanlı İmparatorluğu'nun hakim olduğu sahada Arnavutluk, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Cezayir, Etiyopya, Filistin, Hırvatistan, Irak, İsrail, Karadağ, Katar, Kıbrıs, Lübnan, Libya, Macaristan, Makedonya, Mısır, Moldova, Romanya, Sırbistan, Suudi Arabistan, Suriye, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen ve Yunanistan kurulmuştur. Ayrıca bugünkü Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Sudan ve Ukrayna'nın da bazı kısımları Osmanlı toprağı olmuşlardı. Bütün bu bölgelerde asırlarca süren Osmanlı hakimiyeti günümüz dünya politikasına da etki eden derin izler bıraktı. Nasıl ülkemizdeki en önemli eserler Osmanlı döneminden kalmaysa, Osmanlı hakimiyetinde kalmış ülkelere gittiğinizde de oraların belli başlı eserlerinin Türkler zamanından kalma olduğunu görürsünüz. Selanik'te dikkati çeken iki eser vardır. Biri Beyaz Kule diğeri ise Makedonya Eyalet Konağı. Birincisi Kanunî, ikincisi ise İkinci Abdülhamid döneminde inşa edilmiştir. Beyrut'a gittiğinizde Osmanlı vilayet binası, Kudüs'e gittiğinizde ise şehri çepeçevre saran Osmanlı surları karşınıza çıkar.

Günümüzde, özellikle son 20 yılda Balkanlar'da, Kafkasya'da ve Ortadoğu'da kaldırılan her taşın altından Osmanlı İmparatorluğu'nun izleri çıkıyor. Altı asır süren Osmanlı İmparatorluğu, son dünya düzeniydi ve yenisi de kurulamadı.

moralhaber.net
Logged

gulibikcin
[img]http://www.ihvanforum.org/signaturepics/sigpic47399_6.gif[/img]
{ Ülâ }
*******

Puan : 105
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2.743


"Namaz Dinin Direğidir. " Hadisi Şerif


« Yanıtla #1 : 30 Haziran 2011, 09:35:54 »

Sadece ortadoğuda değil ecdadımız batı tarihindede derin izler bırakmıştır...hatta ABD  tarihindede derin izer bırakmıştır..ABD sadece osmanlıya vergi vermiştir.. bunu unutmadık.....

Pasaport Farki
Sanli Osmanli Devleti'nin yikilmasindan sonra, son derece uzgun ihtiyar bir Urdunlunun, elindeki yeni Urdun pasaportuyla Isvicre sefaretine giderek: "Herkes bu pasaportla alay ediyor Eskiden Osmanli pasaportum varken selam dururlardi. Ben Osmanli teb'asiyim ne olur bunu degistirin" diye sefaret yetkililerine yalvardigini… (13)

Turk Kosesi
Devlet i Aliye yi Osmaniye'nin uc kitada at oynatip buyruk yuruttugu ihtisamli donemlerinde, Avrupa'da Turk hayat tarzi ve modasinin cok tesirli hale geldigini Evlerinde Turk kosesi bulundurmayan sosyete mensuplarinin ayiplandigini (14)
Reformun Boylesi
0 zamana kadar sadece batililarin kendi aralarinda duzenledikleri balolara, yanlis batililasma hareketinin bir parcasi olarak Turk devlet adamlari da katilinca 11829), baloda bulunan bir Fransiz kadinin oldukca dogru bir teshiste bulunarak Turkler reforma, bitirmeleri gereken yerden basladilar dedigini ...(15)

Birinci Dunya Savasinin Vahset Yillari
Birinci Dunya savasi siralarinda Musul'da halkin acliktan perisan durumlara dusup hergun sokaklarda kadin-erkek cocuk-ihtiyar bircok insanin inleye inleye olume gittiklerini ve buna bir care bulunamadigini…
Acliktan olen bu zavalli cocuklarin etlerini kasap dukkanlarinda koyun ve kuzu eti diye satan veya asci dukkanlarinda pisirip halka yedirme vahsetini gosteren on-oniki kisinin idam edildigini . (16)

Amerikan Yardimi (!)
Truman doktrini cercevesinde Amerika BirlesIk Devletleri'nden aldigimiz 69 milyon dolar askeri yardim ile elde edilen askeri techizatin bakimi icin ABD'ye her yil 400 milyon dolarlik bakim ve ithalat parasi harcamasi yaparak ne kadar karli bir anlasma (!) yaptigimizi (17)

Hayal Muessesesi
Teb'asini "Emanetullah" olarak goren Osmanli Devleti'nde, akil hastalarina bimarhanelerde son derece sefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli camasir ve carsaflarda yatirilip musIki ile tedavi edildigini.
Ayni donemde Avrupa'da ise, akil hastalarinin ruhuna seytan girmis denilerek diri diri yakildigini. . (18/a)
Istanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burasi Avrupa'nin asirlar sonra tahayyul edecegi bir hayal muessesidir dedigini ve Osmanli'nin uyguladigi bu musIki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yilinda uygulamaya gecebildigini (18/b )

Ucuncu Dunyanin Kobaylari
Batida ilac uretmekle ilgili yonetmeliklerin son derece agir olup, bir ilacin piyasaya cikarilmadan once kobaylar uzerinde yeterince deneme yapilmasi gerektigini ve bunun ise uzun ve pahali bir surec oldugunu .
Buna care bulan batili humanistlerin(!), yeni gelistirdikleri denenmemis ilaclari ucuncu dunya ulkelerine pazarlayarak hem para kazanip, hem de milyonlarca gonullu kobay uzerin de ilaclarini denediklerini...
Ilac iyi ciktigi takdirde mallarini batida pazarladiklarini, kotu ciktiginda ise foyasi cikana kadar ucuncu dunya ulkelerine satmaya devam ettiklerini . . (19)

Ici Yivli Toplar ve Ecdadimizin Sizlayan Kemikleri
Yavuz Sultan Selim Han'in Ridaniye Savasi'nda, ileri goruslu babasi Sultan II Bayezid' in icadi olan "ici yivli toplari kullanarak buyuk basarilar elde ettigini..
Bugun ise bizlerin hala II Bayezid'in bu buyuk icadini tarih kitaplarimizda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafindan icad edildi" diye okutma gafletini gostererek ecdadimizin kemiklerini sizlattigimizi.. (20)

Tanzimat Donemi Ordusu
II Mahmut doneminde Osmanli ordusunun modernlestirilmesi icin danismanlikta bulunan Alman komutani Helmuth von Moltke'nin Tanzimat donemi ordusunun halini
"Bu ordu: kaputlari Rus, talimatnameleri Fransiz, tufekleri Belcika, sariklari Turk, egerleri Macar, kiliclari Ingiliz ve ogretmenleri her milletten, Avrupa sisteminde bir ordudur" diyerek tarif ettigini .(21)

Bediuzzaman'in Rizik Hususundaki Hassasiyeti
Ustad Bediuzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1924 yili yazinda Van'daki Erek dagina cikarak butun vaktini tesbihat ve munacat ile gecirdigi gunlerde, yaninda bulunan talebelerinin daglardaki yaban elmalarini koparip yemek istemeleri uzerine Ustad'in onlara izin vermeyip
"Bizim hissemiz baglar ve bahcedekilerdir Bizim rizkimizi Cenab-i Hakk oralarda tayin etmistir. Bu yabani meyveler yabani hayvanlarin rizkidir. Onlarin kismetine dokunmamamiz gerekir" dedigini… (22)

Milletlere Gore Fiyat Farki
Osmanli'nin son doneminde (1850) Istanbul'da uzun yillar kalmis bir batili tarihci olan M A Ubicini'nin sehirde yasayan degisIk milletlerin karakter yapilarini ogrendikten sonra, hatiralarinda:
"Bir kaide olarak, Ermeni ye istedigi paranin yarisini, Ruma ucte birini, Yahudi ye dortte birini veriniz. Fakat bir Muslumanla alisveris ettiginiz zaman istedigi fiyattan emin olunuz ve istedigini veriniz"diye yazdigini… (23)

Batida ve Osmanli'da Yalan
1717 - 1718 yillari arasinda Istanbul' da Ingiliz elciligi yapan G.Montagu nun hanimi Lady Montagu nun Osmanli toplumundaki ticaret ahlaki ile alakali hatiralarin da, oldukca enteresan bir sekilde:
"Ingiltere'de yalancilar yaptiklariyla ogunurler.
Burada ise (Osmanli'da) yalan soylediginden emin olundugu zaman yalancinin alnina kizgin demir basiliyor. Bu kanun eger bizde uygulanirsa ne kadar guzel yuzun bozuldugu, ne kadar kibar sinifina mensup kisilerin kaslarina kadar inen peruklarla dolasmaya mecbur kaldiklari gorulur. diye yazdigini… (24)

Marks'in Hayranligi
Seyh Samil liderligindeki Kafkas halkinin, istilaci Ruslara karsi olan istiklal savaslarinda gostermis olduklari buyuk direnis karsisinda Karl Marks' in:
"Hurriyetin nasil elde edilmesi lazim geldigini Kafkasya daglilarindan ibretle ogreniniz. Hur yasamak isteyenlerin nelere muktedir oldugunu gorunuz. Milletler, onlardan ders aliniz. .. " diyerek hayranligini itiraf etmek zorunda kaldigini... (25)
Osmanli Devleti'nde agaclara cok kiymet verilip koruma altina alindigini . . . Sultan ll. Abdulhamid devrinde, Belgrad ormanlarina zarar verip ormani tahrip ettikleri icin bir koyun kitle halinde surgun edildigini. . .(26)

Kin
Ikinci Dunya Harbi sonlarinda yapilan lise mezunlarinin olgunluk imtihanlarinda sorulan "Ormanlar ve Ormanlarin faydalari" isimli kompozisyon sualine talebelerim bazilarinin enteresan bir sekilde:"Turkiyemiz ormanlik bir ulkeydi, fakat o zalim padisahlar, yurdumuzu ormansiz biraktilar , gibi cevaplar verdiklerini . . .
Sebep olarak da; bu zavalli ogrencilerin oylesine bir kin terbiyesi icinde yetistirilerek Osmanli'yi kotulemeye oylesine alistirildiklarini ve boylece eger bir firsatini bulup da padisahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarina inandiklarindan dolayi boyle cevaplar verdiklerini... (27)

Ecdad Nesline Hurmet
Merhum Adnan Menderes'in, Istanbul'un imari faaliyetlerinin baslatildigi l950'li yillarin birinde, gece yarisi cennetmekan Sultan Abdulhamid Han'in muhterem kerimeleri Ayse Osmanoglu ile annesi Musfika Kadinefendi'nin kaldigi evin kapisini calarak gizlice iceri girip her ikisinin de ellerini optukten sonra :
"Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat maalesef sizlerle bugune kadar alakadar olamadim. Cok ozur dilerim Cevremiz boyle tavirlari hazmedemeyecek insanlarla dolu!... " dedigini... Daha sonra da, Osmanli'nin bu aziz analarina, kimseye muhtac olmamalari icin, icinde 10.000 lira bulunan bir zarf birakip ayrica tahsisat-i mestureden (ortulu odenek) maas bagladigini ve 2 7 Mayis'da bu paranin kesildigini... (28)

Peygamber Evine Benzeyen Ev
Gonuller sultani Mevlana Hazretleri'nin hizmetcisine: Bu gun evimizde yiyip icecek birsey var mi?" diye sorup, hizmetcisinin de "Hayir hic birsey yok" diye cevap vermesi uzerine sevince garkolup ellerini Yuce Dergah'a acarak:
"Allahim, sana sukurler olsun ki, evimiz bugun Peygamber evine benziyor" diye Muhammed Mustafa'nin(sav) yolunun tozu oldugunu gosterdigini,,. (29)

Essiz Misafirperverlik
Osmanli askeri teskilatini Avrupa'ya tanitmis olmakla meshur Comte de Marsigli'nin, Turk toplumunun misafirperverligi ile alakali olarak :
"Turkler hicbir din farki gozetmeksizin butun yabancilara karsi son derece misafirperverdirler. Ana yollar civarindaki koylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar oyleden evvel ve aksamustu gezintiye cikip yolcu bulmaya calisirlar. Eger bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta cok defa misafirin hangi evde agirlanacagini tayin ederken kavgaya bile tutusurlar." dedigini (30)

Vahsetin Boylesi
1096 yilinda Haclilarin Kudus'e girerek 40. 000 Muslumani kilictan gecirdikten sonra Godofroi do Buygom' un Papa II Urban' a yazdigi mektupta:
`Kudus'te bulunan butun Muslumanlari katlettik, malumunuz olsun ki, Suleyman Mabedi'nde atlarimizin diz kapaklarina kadar Musluman kanina batmis olarak yuruyoruz. " diyerek barbarliklarini belgelediklerini...(31)

Insanligin En Muhtesem Harikasi
Osmanli ictimai yapisi uzerine uzman olan Erlanyen Universitesi profesorlerinden Hutterrohta:
"Osmanli Devleti, genis topraklarini ve uzerindeki cesitli kavimleri, Topkapi Sarayi'ndan mukemmel bir sekilde idare ediyordu. O saray da batidaki en mutevazi bir derebeyinin sarayi kadar bile buyuk degildi. Bu nasil oluyordu?" diye soruldugunda, Profesor Hutterroht'un:
"Sirrini cozebilmis degilim. 16. asirda Filistin'in sosyal yapisi uzerinde calisirken oyle kayitlar gordum ki hayretler icinde kaldim. Osmanli, uc yil sonra bir koyden gececek askeri birligin oyle yemeginden sonra yiyecegi uzumun nereden gelecegini planlamisti. Herhalde Osmanli, devlet olarak insanligin en muhtesem harikasidir" diye cevap verdigini. . .(32)

Enderun Okulu
Uc kitada alti asirlik bir hukumranlik sanli ecdadimizin devlet ve medeniyet mirasinin sirlarinin bulundugu ve dunyanin en buyuk arsivi olan Osmanli Arsivi'ni, bizler dogru durust incelememisken, bine yakin Amerikali ile yuze yakin Israilli tarihcinin yillarca didik didik ettigini. ..
Bugun ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkinda hazirlanan uzman eserlerin ve doktora tezlerinin sayisinin 350 tane oldugunu. . .(33)

Ziya Gokalp'in Olumu
Turkculuk fikrinin unlu simalarindan biri olan Ziya Gokalp'in hayatinin son anlarinda Fransiz hastanesinde yatarken ebedi aleme intikal etmeden bir gece once, mukaddesata galiz kufurler ederek basini duvarlara vura vura oldugunu
Cesedinin de hastane morgunda Hiristiyan geleneklerine gore muamele yapilarak kaldirildigini... (34)

Sozunun Eri Olmak
Mehmet Akif Ersoy'un sozunun eri bir insan oldugunu ve soz verdigi seyi yerine getirmek icin olumden baska hicbir seyin onu engellemedigini...
Istanbul Vanikoy'de oturan bir ahbabi ile oyleden bir saat once bulusmak icin sozlestiklerinde, o gun yagmurlu, firtinali bir gun olup her tarafi sel bastigi halde Mehmet Akif' in binbir zorlukla sirilsIklam vaziyette soz verdigi yere vaktinde geldigini, fakat arkadasinin gelmemesi uzerine cekip gittigini... Ertesi gun. ozur dilemek icin gelen arkadasini dinlemeyip: "Bir soz ya olum veya ona yakin bir felaketle yerine getirilmezse mazur gorulebilir" diyerek tam alti ay o arkadasiyla konusmadigini... (35)

Kizilca Bugdayi
ABD'nin 1890 yilina kadar bizim Tuna boylarimizda yetisen "kizilca" ismi verilen bugdayimizi ithal ederek tohumluk olarak kullandigini ve bununla halkini besledigini. .. (36)

Biliyor muydunuz?..
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: