
Kalite ve iman detaylardadır diye biliriz. Hz. Peygamber, bütün hadis kitaplarında yer alan bir hadisinde
““İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü “La İlahe İllallah” sözü, en alt tabakası, yoldaki eza veren şeyleri gidermektir.” Başka bir hadiste de,
“İmanın son noktası, haramlardan titizlikle sakınmaktır” ( C. Sağir) demektedir.
Bu ve benzeri hadisler imanla amel ilişkisini ve önemini ortaya koymaktadır. Amel ile iman kemale erer. Amelin Allah katında makbul olması ise, amellerin Allah rızasına bağlı olması esasına dayanır. Allah rızası için bazen küçük bir amel, küçük bir söz, iyi bir niyetle Allah katında büyük bir amel yerine geçtiği ve kişinin ebedi hayatını kurtardığına dair pek çok rivayetler var. Bunun aksi d mümkündür.
Ne yazık ki, günümüzde birçok klasik Müslüman, detaylara pek ehemmiyet vermez, ince düşünmez, özellikle sözleriyle davranışları, imanıyla ameli bir biriyle bağdaşmaz. Bu yüzden gayr-i Müslimlere İslam’ın güzel yüzünü gösteremiyoruz. Günlük hayatımızda İslam’a ait detayların yaygın bir şekilde çiğnendiği herkesin malumudur.
İman ve İslam’ın kalitesini gösteren davranışlardaki detay ve önemiyle ilgi bir iki örnek verelim:
Bir gün Fatih semtinde arabayla tek yönlü bir yola girdim yol rampaydı, biraz ilerledikten sonra yolun ortasında park edilmiş bir araba ile karşılaştım. İçinde kimse yoktu. Arabanın arka camında “Huzur İslam’da” yazısı vardı. Gerisini siz düşünün. Evet,” huzur İslam’da, huzursuzlukta Müslüman’da” demez misiniz.?
Başkasından dinlediğim bir olay da şu: Bir yerde yol kenarında bir kamyon park etmiş, kamyonun üstünde arızalanmış yabancı plakalı bir araba ve bu arabanın park lambaları yanıyor fakat kamyonun park lambaları yanmıyor. Biri turist ve gayri Müslim, diğeri ise Müslim ve gayr-i ciddi.
Diğer bir olayda, İslam’da detayların ne kadar önemli olduğu konusunda bir yazı yazan Londra’da bir cami imamının itirafında:
İngiltere’de bir imam, Londra’nın bir semtindeki camiye tayin edilir. İmam evinden camiye belediye otobüsü ile gider gelir ve genelde hep aynı otobüs ve ayni şoför denk gelir. Tayininin üçüncü haftasındaydı, yine aynı otobüse biner, biletini ve para üstünü alır yerine oturur. Para üstünü sayarken bir de bakar ki 20 pens fazla. Önce kendi kendine der:‘Bu benim hakkım değil, onu iade etmem lazım .‘ sonra aklına şu düşünce gelir :‘Bu önemli bir meblağ değil, kimse bunun farkında olamaz. Firma zaten çok kazanıyor en iyisi bende kalsın, belki de Allah’tan bana bir hediyedir.’ Şeklinde bir düşünceye kapılır. Fazla para üstünü iade edip etmeme konusunda nefsi ile mücadele içine girer. Parayı iade etmeme yönündeki meyil ağır basar.
Otobüs, imamın ineceği durakta durur ve imam inmek üzere iken bir an durur, şoföre “ para üstünü fazla verdin” diyerek o 20 pensi iade eder. Şoför ona: “Sen şu caminin yeni imamı mısın? Diye sorar. O da “evet” der. Şoför, “Ben aslında senin camiye gelip seninle tanışıp İslam dini hakkında bilgi almak istiyordum. Ben o 20 senti bilerek sana fazla verdim ve nasıl bir tepki vereceğini öğrenmek istedim” der. Başına kaynar su döküldüğünü his eden imam otobüsten güçlükle iner ve en yakın bir direğe tutunur elini kaldırıp ağlayarak sadece şunları söyleyebilir: ”
Aman yarabbi az daha dinimi 20 pense satacaktım.” (AmrKhaled.net)
Demekki Allah katında hakkın büyüğü küçüğü yok, hak haktır. “Bazen küçük büyüktür.” Gerçeğini unutmamak lazım. İşte imanı ve kalitenin detaylarda gizli olduğu anlardan bir an.